Bugün “Dival işi ve Maraş işi ” olarak adlandırılan sırma işlemeciliği orjinal bir Türk sanatı olarak geçmişten günümüze kadar gelmiştir. Anadolu Selçukluların dağılmasıyla başlayan beylikler döneminde kurulan Dulkadiroğluları Beyliği Mısır, Osmanlı ve İran arasında 200 yıl varlığını sürdürmüştür. Dulkadiroğluları’ na bağlı olan ve büyük kervan yollan üzerinde bulunan, nüfus ve ekonomik yönden komşu yerleşim yerlerinden üstün bir konuma sahip olan Maraş ilinde, zengin bir iktisadi hayat sonucunda her türlü sanat dalında büyük ilerlemeler kaydedildiği görülmüştür. Bu devirde Maraş işi sırmacılık işlemeleri şehirdeki saraçhanelerde erkek ustalar tarafından yapıldığı kaynaklarda ifade edilmektedir.
İncelenen kaynaklarda Osmanlı Sarayı’na Çelebi Mehmet’e gelin giden Emine Hatun’un çeyizi arasında bulunan sırma işleri ilk defa Osmanlı Sarayı’na girmiş, bu şekilde Saraya giren sırma saray ve çevresinde büyük dikkat çektiği ve beğenildiği belirtilmektedir. Fatih Sultan Mehmet’e gelin giderken götürdüğü Dulkadir’ li Sultanlarından Sitti Hatun’un çeyizleri arasında bulunan kırk katır yükü sırma işi bu ince sanatın Osmanlı Sarayına iyice yerleşmesine sebep olduğu tahmin edilmektedir.
Maraş’tan Osmanlı Sarayına gelin giden Sultanların beraberinde götürdükleri yöresel motifler ve işlemeler Osmanlı sanatına yeni değerler katarken, bu şehrin sanatına da büyük yenilikler getirmiştir. Kaynaklarda Maraş’ta bu tarihlerden sonra zengin ailelerinin kızlarının çeyizleri arasında sırma ile işlenmiş işler bulunması adet haline geldiği, köylere, aşiretlere kadar yayıldığı ifade edilmektedir.
17. yüzyılda çeşitli sebeplerle eski ticari önemini kaybeden Maraş’ın ikinci merkez haline gelmesiyle şehirde bulunan sanatkârlar ve tüccarlar başka merkezlere göç etmek zorunda kalmışlardır. (Maraş il Yıllığı,1967, s:105) “17. yüzyıldan itibaren 18 ve 19. yüzyıllarda Osmanlı Sarayında Maraş işi çeşitlemelerinin giderek yaygınlaştığı görülür”. Bu teknik ; “Türk işlemelerinde her yüzyılda uygulanmış ancak 19 yy.dan sonra daha yaygınlaşmış bir iğnedir”.
20. yüzyıl başlarında işleme sanatında bir duraklama yaşandığı görülmektedir. Uygulanan iğne tekniklerinde daha kolay veya az iplik kullanılarak yapılanların çoğaldığı ve kullanılan gereçlerde pamuğun, değeri düşürülmüş metal ipliklerin hazır kordonların kullanıldığı dikkat çekmektedir.
El sanatlarının eğitim kurumları aracılığıyla öğretilmesi için 1934 yılında Kız Enstitüleri ile Akşam Kız Sanat Okulları’na atölye ve meslek dersleri öğretmeni yetiştirmek amacıyla Kız Meslek Öğretmen Okulu adıyla açılmıştır. Dival işleme tekniği el sanatları bölümünde ders olarak öğretilmeye başlamıştır.
1947 yılında Maraş Kız Enstitüsü Müdürlerinden Hanife Kurukahvecinin gayretleri neticesinde yapılan çalışmalarla işleme sanatına resmi bir hüviyet kazandırmış, enstitü bünyesinde sırma işleri bölümü açılmıştır. Maraş’ta o tarihlerde hayatta olan usta sanatçılardan bu Türk işleme sanatı öğrenilerek yok olmaktan kurtarılmıştır. Ayrıca Kız Teknik Öğretmen Okulu, Ankara Olgunlaşma Enstitüsü gibi eğitim ve öğretim kurumlarına gönderilen usta sanatkârlar vasıtasıyla bu işleme tekniği yurdun diğer bölgelerine de ulaştırılmıştır. Zamanın Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, İstanbul Beyoğlu Olgunlaşma Enstitüsüne yaptığı bir ziyarette gördüğü Maraş işi işlemeleri çok beğenerek, İran Şahı Rıza Pehlevi’nin evlenişi sırasında Türk hükümetinin düğün hediyesi olarak gönderilecek olan armağanlardan sofra takımı, bavul kılıfı gibi türler üzerine bu tekniğin uygulanmasını istemiştir.
Böylelikle Maraş işi milli bir işleme hüviyetine kavuşmuş çeşitli vesilelerle bu tür hediyeler uluslararası dostluk ilişkilerinde kullanılmaya başlanmıştır. “Maraş Kız Enstitüsü tarafından Ankara’da Milli Eğitim Yayınevi vitrinlerinde, Ankara Olgunlaşma Enstitüsü tarafından Belçika’nın başkenti Brüksel’de ve 1954’de Beyoğlu Olgunlaşma Enstitüsünün “Tarsus” gemisi ile gerçekleştirilen seyyar Amerika turnesi sergisi bu tekniğin yurtiçi ve yurt dışında büyük bir ilgi görmesini sağlamıştır”.
Eski yaygınlığını kaybetmiş ama eski değerini kaybetmemiş olan dival işi günümüzde, Gazi üniversitesi ve Selçuk üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültelerinin nakış öğretmenliği programlarında, Ankara Olgunlaşma Enstitüsü Sırma Atölyesi’nde ve diğer Olgunlaşma Enstitülerinde, Kız Meslek Liselerinde ders olarak, Halk Eğitim Merkezleri ve Pratik Kız sanat Okullarında ise kurslarda öğretilerek yaşatılmaya devam edilmektedir.